top of page

Traveling Community

Public·49 members
Mason Perez
Mason Perez

Ceza V 1.1


Çalışmada, halka açıklık ilkesinin özellikle adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu vurgulanarak, diğer ceza muhakemesi hukuku ilkeleri ile ilişkisi irdelenmiş, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, doktrin görüşleri ve Yargıtay kararları esas alınarak bu ilke incelenmiştir. İnceleme ve değerlendirmelerimizde, uluslararası sözleşmelere, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, mukayeseli hukuka da yer verilmek suretiyle mevcut düzenlemenin uygulama şekline, yasal mevzuatta değiştirilmesi ya da düzeltilmesi gerekli olduğu düşünülen hususlara, görüş ve önerilere yer verilmeye çalışılarak uygulamada tartışmalı olan, belirlilik kazanmamış bir kısım sorunlara çözüm önerileri sunulması ve bu sürece katkı sunulması amaçlanmaktadır.




Ceza v 1.1



Ölüm cezası İngiliz Hukuku'nda pek çok suçun cezasıydı ve tüm Amerikan kolonilerinde Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi öncesindeki dönemde uygulanmıştır. Cezanın infazı ve ölüm cezasına tabi olan suçlar zamana ve eyaletlere göre değişmiştir. 1976'dan beri en yaygın kullanılan metod zehirli iğnedir. Ölüm cezası, 1976 yılında eski durumuna getirildiğinden beri 34 eyalette uygulanmaktadır.


Bazı eyaletlerde ölüm cezası hiç var olmamıştır. Bu eyaletlerden ilki birliğe girdikten kısa bir süre sonra bu cezayı kaldıran Michigan'dır. (Fakat ABD hükûmeti 1938 yılında Milan, Michigan Federal Islah Kurumu'nda Tony Chebatoris'i idam etmiştir.) Michigan'ın dördüncü Anayasası'nın (1963'te kabul edildi, 1964'te yürülüğe girdi.) 4. maddesinin 46. fıkrası ölüm cezasını içeren herhangi bir yasanın kabulünü yasaklamaktadır. Söz konusu hükmü değiştirme çalışmaları yapılsa da sonuç alınamamıştır. 2004 yapılan ve bazı durumlarda ölüm cezasına izin veren anayasa değişikliği teklifi parlamentodan geçememiş ve Kasım ayında yapılacak olan referandumda yer almamıştır.[16] Yasa için başlatılan halk girişimi de yeterli çoğunluğa ulaşamamıştır.[17]


Yukarıdaki eyaletlerden sadece beş tanesi yasa ile ölüm cezasını yürürlükten kaldırmıştır. İki tanesi de yargı kararları ile de facto yürürlükten kaldırma yoluna gitmiştir. Geri kalan eyaletler ise ya ertleme kaldırılmadan ölüm cezası uygulamasını terk etmiş ya da mevcut kanunları ölüm cezasının yeniden uygulanmasına imkân tanımamıştır.


5 Nisan 2012'de Connecticut Senatosu gelecekte işlenen suçlara ilişkin ölüm cezası verilmesini yasaklayan bir kanun teklifi kabul etmiştir. (20 karşı 16) Temsilciler Meclisi daha önce de benzer kanun tekliflerini kabul etmişti ancak senatoda kabulü gerçekleşmemişti. Teklif temsilciler meclisinde 11 Nisan'da 86'ya karşı 62 oyla kabul edilmiş, 25 Nisan'da da Vali Dan Malloy'un imzası ile yasalaşmıştır.[36][37] Connecticut son 50 yılda sadece bir kişiyi idam etmiştir. New Mexico'da olduğu gibi Connecticut'da çıkarılan yasa da geçmişe etkili değildir. Bu nedenle yasa çıkmadan önce ölüm sırasında olan 11 hükümlü idam edilecektir.


1976 yılından beri ölüm cezasına imkân veren yasaların uygulanmadığı yargı bölgeleri New Hampshire, Kansas ve ABD Ordusu'dur. Fakat söz konusu yerler kalabalık bir ölüm sırasına sahiptir.New Jersey'de ise 1976 yılından ölüm cezasının kaldırıldığı 2007 yılına kadar kimse idam edilmemiştir.


Puerto Rico'nun anayasası açıkça ölüm cezasını yasaklamaktadır. "Ölüm cezası var olmamalıdır." hükmü ile anayasasında benzer bir hüküm bulunan Michigan haricinde ABD'nin tüm eyalet ve bölgelerinden ayrılmaktadır. (On bir eyalet ve District of Columbia kanunlarla ölüm cezasını kaldırmışlardır.) Ancak Puerto Rico'da işlenen bir suç federal hükümetin yargı çevresine dahil olan bir yerde işlenmişse ölüm cezası verilebilmesi mümkündür.[39]


ABD'de ölüm cezası Yüce Mahkeme'nin Furman v. Georgia kararı sonrasında 1972'den 1976 yılına kadar uygulanmamıştır.[40] Furman öncesi gerçekleştirilen son idam 2 Haziran 1967'de Luis Monge'un idamıdır. Söz konusu davada mahkeme ölüm cezasını Amerika Birleşik Devletleri Anayasası'nın Sekizinci Eki'nde yer alan zalim ve alışılmadık ceza verilmesi yasağına aykırı bularak ölüm cezasının anayasaya aykırılığına hükmetmiştir. Mahkeme ölüm cezasının tek başına (per se) anayasaya aykırılığına hükmetmemiştir.


Furman kararında Yüce Mahkeme birleştirilmiş bir grup dosyayı göz önüne alarak karar vermiştir. Ana davanın konusu Georgia'nın ölüm cezasına ilişkin kanunununda üniter yargılama prosedürü ile yani jurinin, sanığın suçlu veya masum bulunduğunu açıkladıktan hemen sonra sanık suçlu ise ölüm veya ömür boyu hapis cezasından hangisinin uygun gördüğünü belirttiği prosedürde ölüm cezasına çarptırılan bir kişi ile ilgiliydi.


Yüce Mahkeme, beşe karşı dört oy ile birleştirilmiş bütün dosyalardaki ölüm cezalarını anayasaya aykırı bulmuştur. Çoğunluktaki beş yargıç kararları konusunda ortak kanı veya gerekçe belirtmemiş ancak sonucu içeren kısa açıklamaya katılmışlardır. Byron White ve Potter Stewart, çeşitli davalarda ölüm cezasının tutarsız şekilde uygulanması konusunda genel kaygılarını belirtmişler fakat ölüm cezasına ilişkin anayasal bir kanun ihtimalini de göz ardı etmemişlerdir. Stewart ve William O. Douglas ise açıkça ölüm cezasının uygulanması konusunda oluşabilecek ırk ayrımcılığından endişe etmişlerdir. Thurgood Marshall ve William J. Brennan, Jr. Eighth Amendment'da yer alan zalim ve alışılmadık ceza yasağı ile ölüm cezasının yasaklandığı görüşünü ileri sürmüştür.


Furman sonrasında ölüm cezası uygulamasını kaldırmak yerine 37 eyalet White ve Stewart'ın kaygılarını göz önüne alarak ölüm cezasına ilişkin yeni kanunlar çıkarmışlardır. Bazı eyaletler ölüm cezasını insan öldürme suçunun belirli şekilleri ile sınırlayan kalıcı kanunlar çıkarmışlardır. White, bu şekilde bir düzenlemenin kendisinin Furman kararındaki anayasal kaygılarını giderdiğini ima etmiştir.


Diğer eyaletler jurinin takdir hakkını ölüm cezasına hükmetme yönünden kısıtlayan usuli sınırlamalar ile çift taraflı duruşma (bifurcated trial) ve hüküm usulerini kabul etmişlerdir. Mahkeme Woodson v. North Carolina[41] ve Roberts v. Louisiana[42] kararlarında Furman'a daha da açıklık getirerek eyaletlerin belirli bir insan öldürme şeklini (örneğin polis memurunu öldürmek) kesin ölüm cezası kabul edemeyeceğine hükmetmiştir.


Mahkeme, 1976 yılında Gregg v. Georgia[43] davasını Woodson ve Roberts ile eşzamanlı olarak karara bağlayarak ölüm cezalarına ilişkin davalarda uygulanan sanığın masum veya suçlu olduğuna karar verme ile cezanın miktarını belirleme aşamalarından oluşan çift taraflı usulü kaldırmıştır. İlk aşamada jüri sanığın masum olup olmadığına karar veriyor ve sanık masum ise ya da kasten insan öldürmeden suçlu bulunmamışsa ölüm cezasına karar verilmiyordu. İkinci celsede ise jüri kanunda belirtilen cezayı ağırlaştırıcı sebeplerin bulunup bulunmadığına ve cezayı hafifletici nedenlerin mevcut olup olmadığına karar veriyordu. Birçok yargı çevresinde nihai karar olarak ölüm cezası veya koşullu salıverilme imkânı bulunan ya da bulunmayan ömür boyu hapis cezasına karar verilirken ağırlaştırıcı ve hafifleştirici sebeplerin ağırlığına göre değerlendirme yapılmaktadır.


1977 yılında Yüce Mahkeme'nin Coker v. Georgia kararında öldürme dışında bir başka kişiye karşı işlenen suçlarda ölüm cezası verilmesinin uygun olmayacağını belirterek yetişkin bir kadına tecavüz edilmesi fiilinde ölüm cezası verilmesi yolunu kapatmıştır. Kararda belirtildiğine göre yetişkin bir kişiye tecavüz suçunun ölüm cezası ile cezalandırılması uygulaması ABD'de zamanla terk edilmiş ve kararın verildiği tarihte sadece Georgia Eyaleti'nde ve ABD Hükümeti'nin yargı çevresinde bu tür suçlara ölüm cezası uygulanmaya devam edilmektedir. Ancak Coker kararı sadece yetişkin bir kişiye karşı bu suçun işlenmesi halinde ölüm cezasını yasakladığından üç eyalette yetişkin olmayan kişilere karşı tecavüz suçunun işlenmesi halinde ölüm cezası verilmesi uygulaması devam ettirilmiştir. 2008 yılında karara bağlanan Kennedy v. Louisiana ile yetişkin olmayan kişilere karşı tecavüz suçunun işlenmesi halinde de ölüm cezası verilmesi imkânı sona erdirilmiştir. Bu kararların sonucunda ABD'de ölüm cezasının uygulaması büyük ölçüde bir başka insana karşı gerçekleştirilen öldürme fiili ile sınırlandırılmıştır. Ancak halen mevcut bulunan insan kaçırmaya ilişkin federal yasa bunun istisnası kabul edilebilir. Çünkü eğer kaçırılan kişi herhangi bir sebeple, kaçıran kişi tarafından gerçekleştirilmese bile, kaçıran kişinin gözetimi altındayken ölürse ölüm cezası uygulanabilmektedir. Bununla birlikte Federal hükümet; vatana ihanet, casusluk ve askeri yargı çevresinde gerçekleşen suçlar gibi eyalete karşı suçlarda ölüm cezası imkânını elinde bulundurmaktadır.


Bunlara ek olarak Uniform Code of Military Justice savaş halinde işlenen firar, isyan etme, casusluk, komutan subaya saldırı ve düşman karşısında kötü yönetim gibi suçlarda ölüm cezası verilmesine olanak tanımaktadır. Uygulamada ise 4 Eylül 1964 yılında James Coburn'ün hırsızlık suçundan Alabama'da idamı istisna olmak üzere kimse insan öldürme ya da insan öldürmek için anlaşmak suçları dışında idam edilmemiştir.[56]


Ekim 2008 itibarıyla insan öldürme suçu dışında hüküm giyip ölüm sırasında bulunan sadece bir hükümlü bulunmaktadır. Demarcus Sears, Georgia'da 1986 yılında hüküm giydiği hürriyetinden yoksun kılma sonucunda fiziksel yaralanmaya neden olma suçundan halen ölüm sırasındadır. Suçun mağduru Ann Wilbur'u Georgia'da kaçırıp yaralamış, Tenessee'de tecavüz etmiş ve Kentucky'de öldürmüştür. Ancak juri tarafından hürriyetinden yoksun kılma sonucunda fiziksel yaralanmaya neden olma suçundan ölüm cezasına çarptırılmıştır.[62][63] 041b061a72


About

Welcome to the group! You can connect with other members, ge...

Members

  • interestopedia
  • Jameson Price
    Jameson Price
  • Ethan Gonzalez
    Ethan Gonzalez
  • Luke Bell
    Luke Bell
  • Hector Isaev
    Hector Isaev
Group Page: Groups_SingleGroup
bottom of page